COP30 Sonrası Türkiye’de İklim Eylemi: COP31’e Giden Yolda İş Birliğinin Güçlendirilmesi

5 Şubat 2026
Speaker with a colorful scarf holding a microphone at a formal conference.

Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi kapsamında düzenlenen COP30 Sonrası Türkiye’de İklim Eylemine Yönelik Farkındalık Konferansı, 12 Aralık 2025 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Konferansta, COP30’un ardından küresel iklim müzakerelerinde öne çıkan temel başlıklar ele alındı ve bu süreçlerin Türkiye’nin ulusal ve yerel iklim politikalarına yansımaları değerlendirildi.

Etkinlik kapsamında, COP30’un Türkiye’de iklim eylemi açısından ortaya koyduğu sonuçlar ile COP31’e giden yol haritası tartışıldı. Öne çıkan temel mesajlardan biri, Türkiye’nin “kimseyi geride bırakmayan” yaklaşımı doğrultusunda, COP sürecini COP Başkanı rolüyle Avustralya ile yakın eşgüdüm içinde yürütecek olması oldu.

Konferansın açılış konuşmaları; İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temsilcisi Maria Luisa Wyganowski tarafından gerçekleştirildi.

Orhan Solak, iklim değişikliğinin Türkiye’de afetlerin hem sıklığını hem de şiddetini artırdığını vurgulayarak, 2024 yılının kayıtlara geçen en sıcak yıl olduğunu hatırlattı. COP30’da alınan kararların sahada ölçülebilir sonuçlar ve somut uygulamalar üretmesi gerektiğinin altını çizen Solak, Antalya’da düzenlenecek COP31’in, iklim finansmanı ihtiyaçlarının ele alınması, Küresel Uyum Hedefi göstergelerinin geliştirilmesi ve sosyal açıdan kapsayıcı iklim politikalarının yerelde uygulanması açısından kritik bir rol oynayacağını ifade etti.

UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, Paris Anlaşması’nın onuncu yılına girildiğini hatırlatarak, önümüzdeki dönemin planlamadan uygulamaya geçiş açısından belirleyici olacağını vurguladı. İklim değişikliğinin artık uzak bir tehdit olmadığını; sıcak hava dalgaları, kuraklık, orman yangınları ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi etkilerin toplumları ve ekonomileri halihazırda etkilediğini belirtti. Merino, COP30 sonuçlarının uygulama, finansman ve dayanışmayı küresel iklim eyleminin merkezine yerleştirdiğini ifade ederek, Türkiye’nin COP30’da güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC) açıklamasını önemli bir adım olarak değerlendirdi. COP31’in, Türkiye’nin bölgesel iklim liderliğini güçlendirmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan Merino, UNDP’nin yerel iklim eyleminin güçlendirilmesi, paydaş kapasitelerinin artırılması ve iklim eyleminin ilerletilmesine yönelik desteğini sürdürmeye kararlı olduğunu yineledi.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temsilcisi Maria Luisa Wyganowski ise COP30 sonrası dönemin, COP31’e giden yolda “hedeflerden uygulamaya geçişin” başlangıcı olduğunu ifade etti. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na atıfta bulunarak, Avrupa Birliği’nin 2030 yılına kadar emisyonları yüzde 55 azaltma ve 2050 yılında iklim nötrlüğüne ulaşma hedefleri doğrultusunda güçlü bir liderlik sergilediğini belirtti. Wyganowski, Avrupa Birliği’nin bugüne kadar Türkiye’ye çevre, iklim ve sürdürülebilir altyapı alanlarında IPA fonları aracılığıyla 1,5 milyar avronun üzerinde destek sağladığını vurguladı. COP30’un öne çıkan çıktıları arasında uyum finansmanının artırılması, küresel uyum göstergelerinin kabulü, Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı ve Adil Geçiş mekanizmasının yer aldığını belirten Wyganowski, AB’nin COP31 süreci boyunca Türkiye ile yakın iş birliğini sürdürmeye hazır olduğunu ifade etti.

Açılış oturumunun ardından, UNDP Türkiye Proje Yöneticisi Ali Cem Deniz, Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi’nin amaçlarını, bileşenlerini ve bugüne kadar elde edilen çıktıları sundu. Sunumda, yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesine odaklanan proje yaklaşımı ve ulusal iklim hedeflerine ulaşılmasında yerel iklim eyleminin taşıdığı kritik rol vurgulandı. Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları (YİDEP), kapasite geliştirme faaliyetleri ve farkındalık artırma çalışmaları ele alındı.

“Türkiye’nin COP30 Yolculuğu ve Ulusal İklim Gündemi” başlıklı ilk panelde, COP30’da müzakere edilen temel başlıklar, bu başlıkların Türkiye’nin iklim politikalarına etkileri ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası değerlendirildi. Panelistler, somut sonuçlar elde edilebilmesi için politika geliştirme, uygulama ve izleme süreçlerinin birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca, Antalya’da düzenlenecek COP31’in katılımcı ve kapsayıcı bir yaklaşımla hayata geçirileceği vurgulandı.

Öğleden sonraki “Yeşil Dönüşümün Finansmanı – COP30 Sonrası Ulusal ve Uluslararası Kurumların Yaklaşımları” başlıklı panel, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde, iklim finansmanının önemi, yeşil dönüşümü destekleyecek mevcut ve potansiyel finansman mekanizmaları ile kamu ve özel sektörün rolleri ele alındı. Yerel yönetimlerin mevcut finansal kaynaklardan etkin biçimde yararlanabilmesinin, iklim eyleminin hızlandırılmasında kilit bir unsur olduğu vurgulandı.

Günün son paneli olan “Toplum için İklim Eylemi – Sivil Toplum ve Uluslararası Kuruluşların Rolü”, UNDP Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Meral Mungan Arda moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde, kapsayıcı ve katılımcı yaklaşımların iklim eylemini güçlendirmedeki önemi vurgulanırken; gençlerin, kadınların ve kırılgan grupların aktif katılımının iklim politikalarının başarısı açısından kritik olduğu ifade edildi.

Konferans, Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi kapsamında paydaşlar arasında bilgi paylaşımını güçlendirmeyi, iyi uygulamaların yaygınlaştırılmasını teşvik etmeyi ve iklim müzakerelerine yönelik farkındalığı artırmayı amaçladı. Etkinlik, COP30 sonrası dönemde Türkiye’de yerel iklim eyleminin ilerletilmesi açısından önemli bir platform sundu.

Bu süreçte, COP31 gündemini şekillendirecek Eylem Gündemi hazırlıklarının sürdüğü belirtilirken, Türkiye’nin Sıfır Atık Girişimi’nin bu süreçte aktif bir rol üstlenmesinin beklendiği ifade edildi.