Dirgine Orman İşletme Müdürü
Esra Karali'nin hikayesi
Ankara’yı 2,5 saat geride bıraktıktan sonra, Zonguldak’ın Devrek ilçesine bağlı Yazıcık Köyüne varıyoruz. Elbette ilk temasımız Dirgine Orman İşletme Müdürlüğümüzle oluyor. Biz yaklaşırken demlenen çaylarımızı içiyor ve yeniden yola koyuluyoruz.
Dirgine Orman İşletme Müdürü Esra Hanım, bir işletme müdür muavini, üçü erkek beş orman şefi ve muhafaza memuruyla birlikte yarı aile yarı ekip ilişkisi içinde, tohumu, dalı, tomruğu, yaprağı, çamuru, yolu, suyu, erkeği, kadını, genci, yaşlısı, çocuğu ile ormanı çepeçevre sarıyor.
Esra Hanım’ın hayatında kendisine ilham veren 3 önemli kadın olmuş. Bunlardan ilki genç yaşta 3 çocuğunu tek başına büyüten annesi. Annesinden söz ederken ne kadar güçlü bir kadın olduğunu, çalışkanlığını, işine bağlılığını, iş disiplinini vurguluyor. “Küçükken bazen, annemin işte olduğu zamanlarda onu özlerdim...” diyor bir yandan da annesi ile o zamanlar da, bugün de ne kadar gurur duyduğunu ifade ediyor.
Sonra her meslek sahibi kadın için olduğu gibi buruk bir gülümsemeyle ekliyor. “Biz de yapıyoruz. Ama bu gerekiyor. Bazen çocuklarımı düşünüyorum. Onlar da beni anlayacaklar herhalde” ve sevinçle, “iki oğlum da benimle gurur duyduklarını söylerler” diyor. “O zaman o kadar mutlu oluyorum ki, yaptığım hiçbir şeyin boş olmadığını, emeğin, özverinin boşa gitmediğini görüyorum. Çocuklarımın bu yaşta bile bunu anlaması, yaptığım işin doğru olduğunu ve hiçbir zaman da pişmanlık duymayacağımı hissettiriyor”.
Arkadan gelen, nereden yürüyeceğini bilmenin gücüyle, önden giden de arkasından gelenlerin olduğunu bilmenin gücüyle atıyor adımlarını.
Annesi de, babası da orman teşkilatında görev yapan Esra Hanım’ın çocukluğu ormancılar arasında geçmiş. Lise çağlarında iken evlerine ziyarete gelen bir hanım adının önü sıra “ben orman mühendisi...” ifadesini kullanmış. Bu Esra Hanım’ı çok etkilemiş. O gün bu ifadeden etkilenen bir diğer kişi de Esra Hanım’ın anneannesi olmuş ve torununa misafirleri orman mühendisi bu hanımı örnek göstererek “Esra, kızım, annen olamadı ama bari sen ol orman mühendisi” demiş.
Derken Esra Hanım gerçekten de fakülteye girmiş. Gelmiş 3. sınıfa. Bu kez staj döneminde sadece bir gün temas ettiği bir orman şefi ona ilham vermiş. Esra Hanım’ın anlatımına bakacak olursak o “bir gün” çok şeyi değiştirmiş. Şefin sayvanda oturmasını, çay içmesini, köylülerle ilişkilerini, giyinişini hayranlıkla gözlemlediğini ve “ben de bu kadın gibi olacağım” dediğini hatırlıyor.
Yıllar geçmiş, başka kadınlara ilham kaynağı olma sırası bu kez Esra Hanım’a gelmiş. “Ben de sizin gibi olmak istiyorum” diyen genç kadın meslektaşları ile karşılaşmış. Ekibinde görev yapan kadın şeflerinden birisi müdürünü gösterip diyor ki “Onlar açsınlar önden bir yolu, biz arkalarından geliyoruz”. Bu cümlede dayanışma gizli.
Arkadan gelen, nereden yürüyeceğini bilmenin gücüyle, önden giden de arkasından gelenlerin olduğunu bilmenin gücüyle atıyor adımlarını.
Esra Hanım’ın arkadan gelenlere mesajı ise şöyle: “Ormancı olmak isteyen bütün kız çocukları, bütün kadınlar, inanın ki bu meslek çok zevkli, o kadar zevkli ki hiç korkmayın. Severek yaptıktan sonra her meslek gibi bunda da hiçbir zorluk kalmıyor. Kadın erkek hiç fark etmez. Yeter ki özveriyle çalışın. Evet, fedakarlık gerektirebiliyor. Ama sevdikten sonra inanın hiçbiri umurunuzda olmayacak. Ne sıkıntılar, ne gidip geldiğiniz yollar, hiçbiri... Siz asla mücadelenizi bırakmayın”. Kendisini gösteriyor ve “Biz buradayız!” diyor.
Henüz yeşermemiş kayın ormanlarının içindeyiz. Ormanı tanımayan gözlerimiz kimisi belimize kimisi dizimize ancak varan çalılar, dallar görüyor. Meğer onlar yaşlı ağaçlardan binbir emekle aldıkları tohumlardan çıkan, özenle baktıkları genç fidanlarmış. Şeflerimizden Emrah Bey genç fidanların bakımının nasıl yapıldığını ve bu alanda köy kadınlarının nasıl çalıştığını anlatıyor. Ardından Esra Hanım, sadece gençleştirme çalışmalarında, fidan bakımında değil üretimin pek çok alanında kadınların üstlendikleri türlü görevlerden bahsediyor.
Ormancılık, mevsimsel olarak değişiklik gösteren 417 çeşit görevi üstlenen bir meslek. İşletme şeflikleri ve işletme şefliklerindeki ekipler ise Esra Hanım’ın değişiyle ormanla ilgili tüm bu işleri orman alanında yürüten, ihtiyaçları gören, uygulamaları hayata geçiren “kurmay gruplar”.
Esra Hanım kadın ve erkek tüm ekip arkadaşlarını işaret ederek “Bu bir ekip işi. Ben ekibime çok düşkünüm, ekibime çok da sahip çıkıyorum. Onlar da bana sahip çıkıyor. Biz bir aile gibiyiz. Onların sıkıntıya düşmesini asla istemem, ayaklarına taş değsin istemem. 22 yıllık meslek hayatımda hep aktif görevde, sahada ekibimle birlikte oldum. Bu meslekte kaldığım sürece de hangi ekiple ne şekilde çalışırsam çalışayım ekibime daima sahip çıkarım” diyor.
İşletme müdüründen muhafaza memuruna kadar ormancının mesaisinin önemli bir kısmı, orman köylüsüyle geçiyor. Hele de Esra Hanım gibi sürecin tümü ile yakından ilgilenen, sahasını iyi tanıyan ve olup biteni takip eden bir müdürün yönettiği Dirgine İşletme Müdürlüğünde orman köylüsü ile ilişkiler büyük önem taşıyor. Köylüler memnun. “Müdürümüzün ne zaman nerede olacağını bilemezsiniz, bir de bakmışsınız karşınıza çıkıvermiş ormanda” diyor, ondan sevgi ve saygı ile söz ediyorlar.
Köylü ile anlaşmak, ilişkileri güçlendirmek, yeni uygulamalara onları ikna etmek kadın orman şefleri için daha kolay olabiliyormuş. Esra Hanım “Köylüden hiç hakaret duymadık, normalde çıkabilecek bir çatışma, kavga, etrafta kadın ormancı varsa çıkmıyor” diyor.
“Bu iş” diyor Esra Hanım “kolay bir iş değil, yapabilen yapıyor, ötekiler eleniyor. Kişinin becerisinin yanında fedakârlık da isteyen bir iş”. Tüm bu konuşmalardan ve gördüklerimden anlıyorum ki kadınların ormancılığa ilişkin herhangi bir alanda yapamayacakları bir şey yok.
Ne var ki 246 işletme müdürlüğümüzde, işletme müdürü olan kadınların sayıları günümüzde iki elin parmağını geçmiyor. Sayısı bugün 8 olan işletme müdürü kadınlar tüm işletme müdürlüklerinin %3,36‘sını yönetiyor. İşletme şefi olanların ise %13,37’si kadın. Bu oran herhangi bir alanda eşit katılımın sağlanması için öngörülen ve “kritik eşik” olarak bilinen %30’luk oranın ne yazık ki altında. Karar verici mevkilere ve hiyerarşinin daha yukarı basamaklarına gelindiğinde ise sayılar giderek azalıyor. Bu durum, Esra Hanım gibi örnekler, rol modeller çoğaldıkça yani görünür oldukça, Dirgine’deki kadın şeflerimiz gibi işinin ehli ve donanımlı şeflerimiz yetiştikçe, yöneticilerin kadınların ormancılık alanında ilerlemesine yönelik destekleyici yaklaşımıyla değişecek.
UNDP Türkiye, Orman Genel Müdürlüğü ve Küresel Çevre Fonu (GEF), Türkiye'nin ormanlarını korumak için beraber çalışıyor.
Hikayenin tamamını okumak için bu bağlantıyı takip edin.
