Anadolu Efes ve UNDP Türkiye Ortaklığında Döngüsel Ekonomi Kadının Güçlenmesiyle Buluşuyor

21 Mayıs 2026
Seven people pose outdoors in front of a wooden wall with Anadolu signage and UN logos.

Anadolu Efes ve UNDP Türkiye ortaklığında hayata geçirilen “İkinci Hasat” projesi, arpa saplarını kadın emeği, sanat ve tasarımın gücüyle yeniden ekonomiye kazandırarak ikincil ham maddenin öncülük ettiği yeni bir üretim modeli ortaya koyuyor.

Anadolu Efes ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye ortaklığında yürütülen “İkinci Hasat” projesi, arpa hasadının ardından tarlada kalan sapların yaratıcı endüstriler için yeniden değerlendirilmesine odaklanıyor. İkinci Hasat kapsamında Adıyaman merkezli Eliyaman Kadın Girişimi Kooperatifi, Fortuna Kadın Girişimci Kooperatifi ve MILKist Sosyal Tasarım Merkezi ile birlikte çalışılıyor. Gönüllü tasarımcı ve sanatçıların da destek verdiği projede, tarımsal atık olarak görülen arpa sapları kadın emeği ve tasarımla buluşturularak yeniden üretim döngüsüne dahil ediliyor. Proje dönemi boyunca farklı sanatçılar ve eserlerle bölüm bölüm ilerleyen süreçte ortaya çıkan sanat eserlerinden elde edilen gelir, online açık artırma yoluyla satışa sunularak kooperatiflere aktarılıyor.

Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir dönüşüm alanı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bugün küresel ekonomi hâlâ büyük ölçüde ‘al, üret, tüket ve at’ modeliyle ilerliyor. Ancak kaynakların giderek daha kritik hale geldiği günümüzde döngüsel ekonomi yaklaşımı sürdürülebilirlik açısından her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Circle Economy’nin Circularity Gap Report 2026 verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 25,4 trilyon Euro’luk değer kaybı yaşanıyor. Bu tablo, şirketlerin daha az tüketmenin ötesine geçerek ürünlerini yeniden tasarlayan, atığı üretim sürecine yeniden dahil eden ve değer kaybını azaltan sistemler kurmasını gerekli kılıyor. Biz Anadolu Efes olarak sürdürülebilirliği çevresel hedeflerin yanı sıra tarım, toplumsal kalkınma ve yerel üretim perspektifiyle birlikte ele alıyoruz. Yarattığımız etkinin yalnızca büyümesini değil, kalıcı olmasını da önemsiyoruz. “Derinleşen Etki” yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor. Bizim hikâyemiz toprakta başlıyor. Dört ana ham maddemizin ikisini doğrudan topraktan alıyoruz. Toprağın geleceğini üretimin geleceği olarak görüyor, onarıcı tarım uygulamalarıyla toprağın sağlığını

iyileştirmeye odaklanıyoruz. UNDP Türkiye ortaklığında hayata geçirdiğimiz İkinci Hasat projesiyle tarımsal yan ürünlerin nasıl yeniden değere dönüşebileceğini göstermeyi amaçlıyoruz.”

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ekonomik Büyüme ve Rekabetçilik Portföy Yöneticisi Ceyda Alpay ise projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“UNDP olarak Anadolu Efes ile sürdürülebilirlik alanında yaklaşık 17 yıla dayanan güçlü bir iş birliğimiz bulunuyor. “İkinci Hasat”, tarımsal yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesini, kadınların güçlenmesi ve yerel kalkınmayla bir araya getiren çok değerli bir model sunuyor. Kadınların üretim süreçlerinde merkezde yer aldığı bu yaklaşımın farklı bölgelerde ve farklı tarımsal ürünlerle yaygınlaşabileceğine inanıyoruz. Önemli olan yaklaşımın kendisi: yerelde var olan bir kaynağı yeniden görmek, kadınların emeğini ve bilgisini merkeze almak, tasarım ve pazar bağlantılarıyla katma değeri artırmak ve bunu çevresel faydayla birlikte düşünmek. İkinci Hasat aslında bize güçlü bir şeyi hatırlatıyor: Bir hasat bittikten sonra yeni bir hasat başlayabilir. İlk hasat tarımdan gelir; ikinci hasat ise kadınların emeğinden, yaratıcılıktan ve birlikte kurulan yeni değer zincirlerinden doğar. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sosyal faydayı bir araya getiren bu modelin farklı bölgeler için de ilham verici bir örnek oluşturacağına inanıyoruz.”

MILKIst Sosyal Tasarım Merkezi Kurucusu Birnur Temel Birtane, “İkinci Hasat, yalnızca tarımsal atığın ikincil ham maddeye dönüşümüne odaklanan bir proje değil; toprağın bilgisini, yerel üretim kültürünü ve tarımın farklı sektörler için başlangıç noktası olduğunu görünür kılan çok katmanlı bir süreç. Bu projede kadınlar yalnızca üretici değil, aynı zamanda bilgiyi taşıyan ve geleceğe aktaran paydaşlar haline geliyor. Tarım ile tasarım arasında yeni bağlar kurarken, farklı disiplinlerden sanatçılar ve tasarımcılarla birlikte daha sürdürülebilir üretim modelleri geliştirmeyi amaçlıyoruz.” diye konuştu.

MILKist Sosyal Tasarım Merkezi, Adıyamanlı kadınlarla birlikte arpa sapını sanat ve tasarım için kullanılabilecek yüzeylere dönüştürüyor. Gönüllü sanatçı ve tasarımcıların desteğiyle yürütülen proje kapsamında, dekorasyon malzemelerinden aksesuarlara uzanan sanat eserleri ortaya çıkıyor.

 

Projenin diğer illere de taşınması hedefleniyor

Baskıdan nakışa, heykelden çizim, kolaj ve dijital sanata kadar farklı disiplinlerde ve ebatlardaki 16 sanat eseri ile projeyi güçlendiren sanatçılar arasında Cansu Sönmez, Deniz Eroğlu, Elif Acar, Ezra Tuba, Gülçin Uzun, Nergiz Yeşil, Pınar Yeğin, Reyhan Polat, Rozelin Akgün, Şeyma Canik yer alıyor. Türkiye’nin önde gelen tasarımcılarından Arzu Kaprol, Başak Cankeş ve Simay Bülbül ise tekstil tasarımı odaklı rehberlikleriyle arpa sapı Ar-Ge sürecine

yön veriyor. “İkinci Hasat” kapsamında önümüzdeki dönemde kadın kooperatifleriyle saha çalışmalarının genişletilmesi, yeni tasarım ürünlerinin geliştirilmesi ve Adıyaman’da kalıcı bir üretim/atölye modelinin oluşturulması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde ise bu modelin üretim yapılan diğer illere de taşınarak etkinin artırılması hedefleniyor.

Aynı zamanda, Adıyaman’daki kadın kooperatiflerinin hikâyeleri, malzeme bilgileri, üretim teknikleri ve kültürel mirasları; uzaktan eğitimler ve üretim sürecine dahil olan kadınlar tarafından çekilen videolar gibi açık erişimli kaynaklar aracılığıyla uluslararası araştırma süreçlerine dahil edilecek.

Eylül ayında New York’taki Fashion Institute of Technology (FIT) bünyesinde düzenlenecek “Topraktan Yüzeye” sergisi ise toprağa dayanan bir malzemenin yaratıcı üretim süreçlerindeki dönüşümünü görünür kılacak. Adıyaman ile New York arasında kurulan bu karşılıklı öğrenme modeli, yerel üretim bilgisini akademik ve araştırma temelli tasarım pratikleriyle buluştururken, “İkinci Hasat” projesi de tarımsal üretim, tasarım ve sosyal faydayı bir araya getiren kapsayıcı bir iş birliği modeli ortaya koyacak.