Öğrenirken Nasıl Öğretiyoruz?

Posted 2 August 2021

Tüm deneyler her zaman planladığınız gibi başlamaz hatta planlara paralel olarak da devam etmez. AccLab Türkiye'nin gıda güvenliği araştırmalarıyla başlayan ve bir kentsel bahçe projesine dönüşen kentsel tarım deneyi, AccLab'ın keşif sürecinden deneye nasıl evrildiğinin harika bir örneği. Aşağıdaki figür, araştırmamızın yolculuğunu ve bu yolculuğun arkasındaki fikirleri gösteriyor:

Kent bahçelerine dönüşecek mekanların mülkiyeti, topluluk oluşumu ve iklimin kentsel tarım uygulamaları üzerindeki etkisi hakkında deneylerimiz sırasında öğrendiklerimiz, bir kentsel bahçe ve çevresinde bir topluluğun nasıl oluşturulabileceğine dair fikirler geliştirmemizi sağladı.

Şehir bahçesinin okul binalarının içinde yer alması ve pandemi kısıtlamaları nedeniyle öğrencilerin katılım sağlayamaması, deneyimizi başta planladığımız şekilde yürütmemizi engelledi. Bu nedenle, okulun bahçesinde, yaşayan, kalıcı bir öğrenme ve uygulama alanı oluşturmayı denemeye karar verdik.

Bahçede başlattığımız küçük çaplı çevre dostu üretim sayesinde ilk hasadımızı aldık ve bir sonraki sezon için yükseltilmiş bitki yataklarımızı hazırladık. Önceki sezonda ekilen mahsuller, toprağı eskisinden çok daha verimli hale getirdi. 

Tarımsal üretimde tohum ve fide seçimi çok önemli. Bu yüzden tohum seçerken hibrit olmayanları tercih ettik, ayrıca fidelerin ata tohumlardan geldiğinden ve toksik olmayan bir şekilde yetiştirildiğinden emin olduk. Domates, biber, patlıcan, marul ve kabak fidanları diktik. Ayrıca 'kardeş bitkiler' adı altında doğa dostu tarım tekniklerinden olan aynısafa ve kadife çiçeğini özellikle domates fidelerimizin arasına, renk ve kokusundan dolayı böcekleri kendine çekip diğer fideleri koruyacağını hedefleyerek diktik.

Fideleri temin etmeden ve dikmeden önce toprağı hazırladık, ardından okul bahçemizde yaklaşık 50 3. ve 4. sınıf öğrencisi ile bir araya gelerek fidanların dikimini gerçekleştirdik. Öğrencilerin yükseltilmiş bitki yataklarının etrafına sıralanmasının ardından eğitmenimiz tarafından toprağın, doğa dostu tarımın önemi, gıdalarımızın nereden ve hangi süreçlerden geldiği anlatıldı. 

Öğrencilerin henüz meyve vermemiş bitkileri kokularından ve yapraklarından tanımaları deneyimlediğimiz mutlu anlardan sadece biriydi. Bunun yanı sıra, 4. sınıf öğrencilerinden birkaçı gelecek yıl ortaokula geçecekleri ve bahçedeki gelişmeleri takip edemeyecekleri için üzüntülerini dile getirdiler. Tüm bu sürecin verdiği mutluluk ve heyecanla fidanlarımızın can suyunu vererek ve ekinlerimizin daha sağlıklı büyümesi için faydalı elementler açısından zengin olan solucan kompostunu fidanlarımızın diplerine uygulayarak üretime ilk adımımızı attık. Genç beyinlerle bir arada olmak, beton kentlerde yaşamaya alışmış olmalarına rağmen toprağa dokunan, tarımla ilgili bildiklerini paylaşan, heyecanla dolaşan gençlerimiz, geleceğimiz için ve daha sürdürülebilir yaşam pratiklerimizin olabileceği konusunda bize umut verdi.

Buna paralel olarak, birlikte çalıştığımız danışmanımız ile beraber, daha fazla öğrencinin katılımını sağlamak, gıdaların nereden geldiğini ve şehirde balkonlarında denenebilecek kentsel uygulamaları öğretmek için oyun ve etkinliklerin yer aldığı bir çevrim içi eğitim programı hazırladık. 

Eğitim programı Eylül 2021'den itibaren ortağımız olan ilkokulun müfredatına eklenecek. Böylece öğrenciler teorik altyapıyı öğrenecek ve bahçelerindeki bitki yataklarının büyüdüğünü gördüğü gibi büyümelerinin sorumluluğunu da üstlenebilecekler.



Eğitimin içeriği ve uygulanması, program sırasında ve sonrasında sonuçları görebileceğimiz, öğrencilerin istekliliğini ve sahiplenme potansiyelini değerlendirebileceğimiz kendi başına bir deney aslında.

Bu deneyin başka bir güzelliği ise taşıdığı ölçeklendirilebilme kapasitesi. Vakfa ait diğer okullar buna bir başlangıç olacak. Buna paralel olarak, bir özel okul zinciri AccLab ile iletişime geçmek istedi ve DeneylemeYöneticisi olarak ben, 3 farklı ilden 200'den fazla öğrencinin katılımıyla sıfır atık ve sürdürülebilirlik konulu bir sunum yaptım. Şu an, bu özel okul zinciri de müfredatlarına ekleyecekleri eğitim içeriklerini sabırsızlıkla bekliyor. Eğitim içeriği okullarda test edildikten sonra, önce gönüllü okullara ve ardından Milli Eğitim Bakanlığı'na sunulmak üzere büyük bir yaygınlaşma potansiyeli taşıyor.

Tanıtım sahası ve dahil olduğumuz topluluk, aynı şehirde üzerinde çalıştığımız başka bir deneyle de doğrudan bağlantılı. Kompostlama deneyini kentsel tarım uygulamasıyla ilişkilendirdiğimizde, yiyeceklerinin en azından bir kısmını kendileri üreten hanelerin sayısını artıracak ve seçilen mahallelerde üretilen organik atık miktarını azaltacak.

Deneyimizden çok şey öğrenmiş olmamıza ve hala öğrenmeye devam etmemize rağmen, bu çalışmadan ortaya çıkan yeni sorular şöyle sıralanabilir:

1. Kent topluluklarını bahçelerinde, teraslarında veya balkonlarında kendi mahsullerini yetiştirmeye nasıl teşvik edebiliriz?

2. Bireyler, çocukluktan başlayarak gıda üretimini kendileri deneyimleyerek daha sorumlu tüketiciler olmayı öğrenebilirler mi?

3. Okul çocukları, ailelerinin algı ve davranışlarını değiştirme konusunda değişimin aktörleri olabilir mi?

Bu soruların tümü başka deneylerle yanıtlanabilir, ancak ölçeklendirme veya yaygınlaştırma için anlamlı bir giriş noktası bulduğumuza inanıyoruz. Okullarda kentsel tarım, hem sürdürülebilir gıda üretimini teşvik etmek hem de Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'na katkıda bulunmak için kullanılabilir.

Fotoğraflar: Merve Peker